Erkeğin kişisel gelişimi ve Hipergami

erkek kişisel gelişim Erkek

Merhaba, bugün bir erkeğin hayatında önemli unsur olan kendini geliştirme üzerine konuşmak istiyoruz.

Hepinizin bildiği gibi yaşadığımız hayat ve içinde yaşamımızı sürdürdüğümüz dünya maalesef hiç adil bir yer değil. Birçok insan dünyaya geldiğinde anne karnından oldukça şanslı biçimde kafasını çıkarırken, bir grup insan da bu kadar büyük şansla oyuna başlayamıyor ne yazık ki. Bu durumu gündelik yaşantımızda içinde bulunduğumuz toplumda sıkça görebiliyoruz. Örneğin, ailesinden gelen sosyal imkanları daha iyi düzeyde olan birey, hayatında kısa sürede kolayca üst sıralara çıkabiliyor. Fakat ailesinden gelen sosyal imkanları kısıtlı olan birey eğer ciddi anlamda kendini geliştirmezse rekabette yer alamıyor. Kaynaklara erişimi kolay olan birey kişisel gelişimi için çok fazla çaba göstermesi gerekmiyor, buna karşılık kaynaklara erişimi zor olan birey kendi gelişimi için ciddi boyutta çaba sarf etmesi gerekiyor. Sonuç olarak genel anlamda adil olmayan bir rekabet süreci başlıyor.Kişisel gelişim dediğimiz kavram da işte tam da bu esnada önem kazanmaya başlıyor. Gündelik hayatta kaynaklara erişimi kolay olan birey ile, kaynaklara erişimi zor olan bireyin ayrım noktası kişisel gelişim noktası oluyor.

İnsanlar arasındaki acımasız rekabetin adil olmayışı özellikle kadın erkek bireyler arasındaki ilişkide oldukça açık şekilde ve başka bir boyutta karşımıza çıkıyor. Karşımıza çıkan bu durumun başlıca sebeplerinden birisi feminizm akımı ya da günümüzdeki ismiyle 3. Dalga feminizm akımıdır elbette. Feminizm dünya genelinde kadın haklarını, kadın erkek eşitliğini genel kabul görmüş ilkeler çerçevesinde savunan akımdır. Bu tanım, feminizm dediğimiz akımın en bilinen ve olması gereken tanımıdır. 1. Ve 2. Dalga feminizme baktığımızda bu tanım son derece geçerlidir. Fakat 3. Dalga feminizm bu tanımdaki çerçeveden fazlasıyla uzaklaşmış halde karşımıza çıkıyor. Feminizm’in güncel versiyonu, maalesef kadınları erkek düşmanlığına sevk eden, kadınları militan ruhla ve bilinçle donatan bir akım haline gelmiş bulunuyor. Sokaklardaki ve meydanlardaki kadınların hal ve tavırları, ellerinde taşıdıkları pankartlar, söylemleri sloganları vs bunun en somut kanıtı olarak karşımıza çıkıyor. Kapitalist düzeni ve onun her türlü desteğini bütünüyle arkasına alan feminizmin bu son sürümü ataerkil düzene resmen meydan okuyor. “Erkeklerin üstünlüğü” üzerine kurulmuş dünyaya son vermeyi amaçlıyor.

Feminist propagandaya rağmen tüm kadınları içgüdüsel olarak uyaran, evrim açısından bilimsel gerçekliği ortaya çıkan bir kavram burada kendini fark ettiriyor.

Hipergami, bir kadının evrimsel ve genetik açıdan en güçlü, en iyi erkeği arama ve böyle üstün bir erkekle birlikte olma dürtüsüdür. Bu dürtü, tamamen erkeğin kendi cinsel pazarındaki değeri, yani erkeğin kendisini zihinsel,fiziksel,finansal anlamda ne düzeyde geliştirdiği ile ilgilidir. Feminizm, erkeklere kadın hipergamisini tatmin etmeleri için her türlü manipülasyona ve oyuna başvuruyor. Erkekler açısından duruma bakacak olursak, bir erkeğin kadınların hipergami dürtüsünü kontrol etmeye kalkışması oldukça gereksizdir. Çünkü kadının hipergami dürtüsü her zaman “tatmin” olmak istiyor. Erkek, kadının hipergamisini tatmin ettiği zaman kadın tarafından aldatılabiliyor, tatmin etmediği zaman da kadın tarafından terk edilebiliyor.

Erkeğin kendi iç dünyasında gerçekleştirdiği kişisel gelişimi ile kadının bu evrimsel dürtüsü olan Hipergami bir noktada buluşuyor. Bu noktayı en iyi şekilde Briffault Kanunu açıklıyor. Briffault Kanuna göre; bir kadın ile erkek arasında herhangi bir ilişki olup olmayacağına kadın karar veriyor. Eğer kadın bu ilişkiden ya da birliktelikten bir kazanç elde etmeyecek ise, bu birliktelik gerçekleşmez bir hal alıyor. Hal böyle olunca feminizm’in bu oyunları ,hipergami ve briffault kanunu vb birçok faktörden bir haber olan çoğu erkek zayıf ve bu kavramlar karşısında savunmasız,bilinçsiz birer erkek olarak hayatına zor da olsa devam ediyor.Oysa diğer tarafta yeterli düzeyde farkındalık kazanan, bilinçli dolayısıyla karekterini güçle inşa eden ‘maskülen’ erkekler feminizm’in manipülasyonlarına alet olmaktan kendini kurtarıyor.

Güçlü maskülen karekterdeki bir erkeğin hayata ve kadınlara olan bakış açısını ve kendine verdiği telkinleri ana hatlarıyla şu şekilde özetlemek mümkün olabiliyor: “Disiplini ve motivasyonu hayattaki en büyük iki dostum yapmalıyım. Bu iki dost sayesinde bana hayatta en büyük gücü sağlayacak olan testosteron seviyem hep üst seviyede olmalı.Erkek olarak hayatımdaki önceliği daima kendime,işime,hedeflerime,hobilerime vermeliyim ve kendimi bir ‘ödül’ olarak görmeliyim. Daha değerli bir ödül olmak için kendimi sürekli geliştirmeli,kendi olabileceğimin en iyisi olmak için çabalamalıyım.Bunu da herhangi biri ya da kadın için değil, sadece kendim için yapmalıyım. Bunun için kararlı biçimde savaşmalı,mücadele etmeliyim. Tam anlamıyla ‘misyon adamı’ olmalıyım. Daha sık konfor alanımdan çıkmalı, daha fazla risk,sorumluluk,inisiyatif almalıyım. Acıya ve korkuya kendimi maruz bırakmalıyım ve bunlarla yüzleşmeliyim. Rekabette üst sıralara çıkabilmeli ve kazanılmak istenen ödül olmalıyım.”

Kendini geliştirmek isteyen bir erkek çıktığı yolda birçok engelin olduğunu ve bu yolun dikenli tellerle örülü olduğunu bilmelidir.Erkeğin vazifesi konfor alanından çıkıp engelleri aşmak olmalıdır. Benliğini güç, özgüven,cesaret diyetiyle besleyen erkek yüksek disiplin,testosteron seviyelerinde mücadele ederek kendi maskülen becerisi sayesinde değerini arttırabilir, erkek egemenlik rekabetinde ve hipergami ekseninde kişisel gelişiminin zirvesine çıkabilir.

Rate article
Add a comment